Öğretmen-Veli Görüşmeleri

Öğretmen-Veli Görüşmeleri

Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK

Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri  Fakültesi

Eğitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim Dalı

Her eğitim kademesinde öğrenci ile ilgili bilgi almak, onu tanımak ve gelişiminde anne baba ile işbirliği yapmak açısından “veli görüşmeleri” son derece önemlidir. Öğretmenin bu konuda aile ile iyi ilişkiler geliştirmek için çaba harcaması ve veli görüşmelerinden gereken yararı sağlaması beklenir.

Veli görüşmelerinde temel yaklaşım “çocuğun gelişimi ve uyumu konusunda nasıl işbirliği yapabiliriz?” genel sorusu çerçevesinde biçimlendirilmelidir. Bu işbirliği önce veli ile sınıf öğretmeni arasında kurulur, giderek uzman, yönetici, diğer öğretmenler ve ailedeki diğer kişilerin katılımıyla genişler.

Öğretmen, anne-baba ile iyi ilişkiler geliştirmede şu noktaları göz önüne almalıdır:

1. Anne-babaların okul yıllarına ait anıları, okula karşı tutumlarını etkiler. Eğer bu anılar iyi değilse ilişki kurmakta güçlükler ortaya çıkabilir. Bu güçlükler, ancak öğretmenin çocuğun iyiliği için çalıştığını anne-babanın kabul etmesiyle ortadan kalkar. Önemli rol öğretmene düşmektedir.

2. Anne-babanın sosyal, ekonomik ve kültürel düzeyi ilişkiyi düzenleyen etmenlerdendir.

3. Anne-babalar çocukları için iyi şeyler duymak isterler. Bu nedenle görüşmeye daima çocuklar konusunda iyi haberlerle başlamak ilişkiyi olumlu yönde etkileyecektir. Anne babaya; öğretmenin çocukları ile ilgilendiğini hissettirmesi önemlidir.

4. Okulda çocuğun yaptığı işleri ara sıra eve götürmesine izin verilmelidir. Bunlar anne-babayı mutlu kılacaktır.

5. Anne-baba okula geldiğinde daima güleryüzle karşılanmalı ve çocukları konusunda yanlış davranışları varsa bunlar yüzlerine vurulmamalıdır.

Okul-aile ilişkilerinde velilerde görülen bazı genel tutumlar söz konusudur. Öğretmenin bu tutumları farkederek ilişkinin olumsuz yönde gelişmesini önleyici bir yaklaşımı benimsemesi gereklidir.

Veli görüşmesinde veliden şu tutumları görmek olasıdır:

1) Çocuğu suçlamak: Genellikle veli, öğretmenin çocuktan şikayet edeceği beklentisi ve kaygısıyla görüşmeye gelir. Bu kaygıyla öğretmenden önce kendisi çocuğun “söz dinlemez, ilgisiz, haylaz ...vb. olduğu şeklinde şikayetlerle öğretmenin suçlamalarına “kendini hazırlama” çabası içinde olur. Buradaki mesaj şudur, veli öğretmene “Evet, biliyorum çocuğumdan şikayetleriniz var ve bunda haklısınız. Ben sizi suçlayamam, suçlu olan benim çocuğum”.

2) Öğretmeni suçlamak: Birçok durumda veli “savunucu” bir tutumla suçlamalarını açıktan ya da örtülü biçimde öğretmene ve okula yöneltir. Buradaki mesaj şudur: “Efendim çocuğu eğitmek sizin göreviniz. Görevinizi iyi yapsanız hiçbir sorun çıkmaz. Aksayan yönler varsa, okulun ve öğretmenin hatalarından kaynaklanıyor”

3) Diğerlerini suçlamak: Veli çocuktaki sorunlu durumlar için genellikle- kendi dışındaki- başka kişileri veya başka etmenleri suçlayabilir. Örneğin babasının onu şımarttığı, ağabeyin kötü örnek olduğu veya geçirdiği bir hastalığı, evden uzak kalması vb. başka etmenler üzerinde durur. Buradaki mesaj ise “Sizin ve benim dışımda, bizim sorumlu olmadığımız başka etkenler çocuk üzerinde bu durumu/sorunu yaratıyor” şeklindedir.

Veli görüşmeleri incelendiğinde burada söz edilen bu üç tavır sıklıkla görülür. Öğretmen eğer çocuğu veya aileyi suçlarsa veli savunma tutumuna girer. Bu yaklaşım tarzı genellikle sorunu çözmek yerine daha da güçleştirir.

Peki çözüm nedir? Suçlamak ve savunmak hiçbir şekilde çözüm olmadığına göre “suçlu” aramaktan vazgeçilmelidir. Sadece “soruna yol açan nedenler” araştırılabilir. Ancak amaç suçluyu bulmak ve rahatlama değil, olumuz etkenleri ortadan kaldırmak ya da hiç değilse kontrol altına almak olmalıdır.

Bunun için de ilk yapılacak şey “işbirliği”dir. Ortada bir sorun varsa, bu sorunu çözmek için neler yapılabileceğini birlikte araştırmaktır.

Eğer öğretmen başta ifade edilen temel yaklaşımı çok açık ortaya koyar ve bu tutumu benimserse velinin suçlayıcı ya da savunucu tutumlara girmesine gerek kalmaz. Öğretmen veliye, okulun ve ailenin amacının ortak olduğunu, çocuğun gelişimine ve uyumuna yardımcı olabilmek için işbirliği yapma isteğini ve beklentisini baştan ortaya koyarsa işler kolaylaşır. Öğretmenin bu tutumunu gören veli, sonraki görüşmelere daha istekle gelir, kaygılanmaz ve öğretmenin söylediklerini daha kolay benimser. Veli görüşmelerinde de öğretmen daha önce, görüşmenin yapılması ile ilgili açıklanan hususlara dikkat etmelidir.

Veli Toplantıları

Veli görüşmelerinde rehberlik anlayışına çok ters bir uygulama ne yazık ki bir çok okulda “veli toplantıları” adı altında sürüyor. Veli toplantılarına giderken hangi anne-baba sıkılmaz, kaygılanmaz, gerginlik duymaz? Nedeni nedir? Birçok okulda uygulama şöyledir: Veliler bir sınıfa toplanır, çocuklarının sıralarına oturtulur ve öğretmenler öğrencinin ismini okuyunca veli ayağa kalkar ve “suçla yargılanır”! Veli, bütün diğer velilerin huzurunda çocuğu ile ilgili şikayetleri dinlemek zorunda kalır. Çok az veli bu yargılanmadan “göğsü kabararak” çıkar. Gerçek şu ki çoğu veli bu toplantıdan örselenmiş bir halde çıkar ve bunun acısını da evde çocuktan çıkarır. Veliler kim bilir  kaç kez bu olumsuz yaşantıyı yaşamamak için “veli toplantısı”na gitmemiş ya da büyük bir gerginlikle gitmiştir?

Peki veli toplantıları nasıl olmalıdır? Kuşkusuz farklı uygulamalar yapan okullar vardır. Burada bir alternatif olarak şöyle bir yol önerilebilir: Veliler sınıfa, ya da bir salona toplandıktan sonra okul müdürü ve öğretmen önce genel açıklamalar ile okulun velilerden beklentilerini ortaya koyar ve velilerin okuldan beklentilerini söylemelerine fırsat verir. Alınacak bazı kararlar varsa velilerin birbirleriyle konuşup etkileşip bir sonuca varabileceklerini belirterek bunun için uygun bir ortam hazırlanır. Bu amaçla velilere çay içip konuşabilecekleri (aynı sınıfta veya başka bir salonda) bir yer gösterilir. Veliler çay içip birbirleriyle sohbet ederken, her veli sırayla öğretmenin masasına gelip çocuğu hakkında kısa görüşmeleri yapar, bilgi alır. Böylece çocuğu hakkındaki durumu bir mahkeme salonu gibi, herkesin huzurunda değil, sadece kendisi öğrenmiş olur. Bu yaklaşım velilerin rahatlamalarını sağlayabileceği gibi birbirleriyle etkileşimlerine fırsat verir, okula karşı yapıcı önerilerin, işbirliğinin gelişmesi için uygun bir ortam yaratır. Bu çay-pasta ikramının ayakta ve velilerin hareketli bir durumda, etkileşimlerini sağlayacak bir şekilde olması tercih edilir. Düzenlemede velilerin görüş ve katkıları alınabilir.

Bu uygulama değiştirilebilir, daha iyi uygulamalar gerçekleştirilebilir. Önemli olan veli toplantılarında veliyi rahatsız eden durumların ortadan kaldırılarak veli toplantılarını daha olumlu ve daha işlevsel hale getirmektir.

Yabancı ülkelerde öğretmenin veli ile görüşmesinde çocuk da hazır bulunur. Bu, yine rehberlik ve psikolojik danışma ilkeleri açısından gerekli bir koşuldur. Çünkü iki kişinin, yanlarında olmayan üçüncü kişi hakkında konuşması etik kurallar açısından doğru değildir. Ancak böyle üçlü bir görüşmede son derece özenli, olumlu ve yapıcı davranmak çok önemlidir. Eleştirilerin de suçlayıcı ve savunma yaratıcı biçimde olmaması gerekir. Böyle bir görüşmede ilgili üç taraf da bir arada bulunacağı için beklentiler daha açık olarak ortaya konulup işbirliği yapılabilir. Eğer öğretmen bu görüşmeyi hiçbir tarafı rencide etmeden yapma konusunda kendine güveniyorsa uygulayabilir. Ancak öğretmenlerin bu konuda yetiştirilmeleri, psikolojik danışma uzmanlarından müşavirlik desteği almaları uygun olur.

 

KAYNAK:

 

Yeşilyaprak, Binnur (2006). Eğitimde Rehberlik Hizmetleri (14. Baskı), Nobel Yayınları, Ankara.

 

Sizin Neden Web Sayfanız Olmasın!


Web Sayfası İstekleriniz için İletişime Geçiniz.