12728791_1574690732851892_9040884290448473590_n

Yaklaşık üç haftadır “Mustafa” filmi üzerine tartışmaları, karalamaları ve savunmaları izliyoruz toplumca.Filmi görmeyenler ve ‘asla görmeyecekleri’ kararına çoktan varmış olanlar, insanca meraklarını da bastırmış durumda: Böyle bir filmi izlemek bile ATA’ya saygısızlık olur!.

.

İşte böyle bir direnç ile görmeyi reddetme tepkisi ne anlama geliyor? Can Dündar’ın o duygulu,duyarlı,özenli; yaptığı her işte sol beyni kadar sağ beynini de çalıştıran ve yüreğin tellerine dokunan “Terbiyeli Çocuk”un böyle bir belgesel yapması nasıl açıklanabilir?Gerçekten amacı nedir?Bütün bunların anlamı ne?Kim doğruyu söylüyor?Gerçek nedir?…

 

Bütün bu düşüncelerle filmi izlemeye gittim.Cumartesi gecesi olmasına karşın ( 19.00 seansı) neredeyse boş bir salonda izledim filmi.Filmde ne olduğundan çok “Nasıl olur da insanlar bu kadar farklı yorumlar yapabilir?” sorusuna yanıt arıyordum.Aradığım yanıtı,çoğu kez olduğu gibi, psikoloji biliminin verileri sağladı bana…Filmi izlerken ve sonrası süreçte, belleğimde “bilişsel şema,kalıp yargı,sosyal etki,psikolojik kurulum,algıda seçicilik…” gibi kavramlar(1) uçuştu ve hepsi yap-boz tahtasının üzerindeki yerlerine yerleşip “Mustafa” görüntüsünü tamamladı.Böylece çözüldü bulmaca!.

.

‘Koruma’ Kanunu

Elbette,bu bulmacayı, insan davranışlarını anlamaya ve açıklamaya çalışan psikoloji bilimi çözemeyecekse kim çözecek? “Atatürk’ü Koruma Kanunu” yapanlar mı?Bu kanuna karşı geldiğini düşündüklerini linç etmek isteyenler mi? Filmin ‘beklentileri yönünde Atatürk’ün liderliğini,dehasını ve kahramanlığını dünyaya tanıtmaktan çok,onun özel hayatına odaklanan bir film olduğunu görünce projede yer almayı tercih etmeyenler’ mi? Hayır!..Elbette parçaları darmadağınık eden,bazı parçaları yok sayarak resmi, kafasındaki şablona göre tamamlayanlar, bu bulmacayı çözmeyi güçleştiriyor yalnızca.Çünkü onlar resmin tümünü algılamıyorlar; resimde görülenin Atatürk değil de kendileri olduğunu görmek istemiyorlar!. Oysa Kant diyor ki; “Dünyayı olduğu gibi değil; olduğumuz gibi algılarız.”

 

Kuşkusuz ki Atatürk gibi herkesin beynine “ölümsüz kahraman,büyük asker,eşsiz deha,ebedi şef…” olarak kazınmaya çalışılan; heykellerle,resimlerle,büstlerle,bayraklarla,marşlarla,ders kitapları ve nutuklarla…her an her yerde bu imajı sürekli canlı tutmaya çalışan bir resmi söylem,kaçınılmaz olarak onu bu kalıplar içinde algılamayı sağlayan “bilişsel şemalar” oluşturuyor.Bu kalıp yargılar giderek adeta bir sosyal baskı yaratıyor:Bu şemanın dışına çıkmak yasak! Bu şemaların içinde seyir eden her şey bizi rahatlatıyor,çünkü bilişsel bir çelişki yaratmıyor.O bizi düşmanlardan kurtaran,Türkiye Cumhuriyetini kuran,devrimlerle çağdaşlaşma yolunu açan kahramanımız!Sahip olduğumuz tek güvence kaynağımız!Yetmiş yıl önce ölse de ne gam; yüreğimizde yaşıyor..O bizim ve kimse onu bizden alamaz! Çünkü o hala bizi koruyor ve kendimizi güvende hissetmemizi sağlıyor..İşte bu gücün sarsılacağına yönelik en ufak bir ‘tehdit’ bizi rahatsız ediyor!Bunu kendi benliğimize de bir tehdit olarak algılıyoruz.Birdenbire bir çocuk gibi korunmasız, ortada kalıverecek gibi, bu tehditi yaratana karşı öfkeyle tepki gösteriyoruz: Dokunmayın kahramanıma!

 

Uyarılan ‘güvensizlik’

 

İşte “Mustafa” filmi içimizdeki korkuları ve güvensizliği tetikleyen bir uyarıcı oldu bana göre.Birdenbire sahip olduğumuz o güven kaynağının elimizden alınacağından korkarak, algıladığımız bu tehdite yönelik saldırıya geçtik.Bu bir bakıma kendini savunma refleksi belki de!Bütün oklarımızla bu tehditi geri püskürtme ve yeniden o güvenli sığınağımızda kalma çabaları..

Artık kendimizle,içimizdeki bu korkularla yüzleşmenin zamanı gelmedi mi acaba?Atatürk’e ilişkin şemalarımız içine hapsettiğimiz ‘kendimize güvensizlik’ korkusunu kabul etmek, güçlükler karşısında ‘ölümsüz kahramanımız’a sığınmaktan vazgeçmenin zamanı gelip de geçmedi mi?

Atatürk’e ilişkin şemalarımızı gözden geçirirken kendi içimizdeki güven ihtiyacı ile yüzleşmeli ve kendimizi sorgulamalıyız.Çünkü Atatük, yüceltilmeye ihtiyaç duymayacak kadar büyük,ama biz ona sığınmadan varolacak kadar cesur ve güçlü müyüz?İşte bulmacanın çözümü bu soruya verebileceğimiz yanıtta..Ama dürüstce ve içtenlikle..

 

 

(1)Bkz. Morrıs,C.G.(2002) Psikolojiyi Anlamak ( çev.ed.B.Ayvaşık-M.Sayıl)Türk Psikologlar Derneği Yayınları.No.23